İnsanlar Konuşur

Son birkaç yıldır aşırı bir artış olan bir konu var. Dedikodu. İnsanlar birbirinin arkasından atıp tutuyor, birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar. Bugün arkasından konuşan yarın can ciğer oluyor, bugün can ciğer olan yarın birbirinin arkasından konuşuyor. Mesele bayağı bir karışık. Dedikodu bizleri hayatta tutan bir şeydir. Bir insanın tehlikeli olduğunu yakın bir arkadaşımıza söylemekte bir sakınca yok. Gerçekler söylenebilir ama sırf öyle düşünüyoruz ve hiçbir kanıtımız olmamasına rağmen insanların arkasından konuşmak oldukça büyük bir ayıp.

Boş Zihinlerin Yankısı

Nedir bu insanların sorunu? İnsan ne konuşur ile başlayalım öncelikle. İnsan yaşadığı hayattan, gezdiği yerlerden, girdiği cemiyetlerden, meşgul olduğu derslerden, kitaplardan vs. konuşur. Hiçbir şey yapmayan insan neyi konuşur? Onu bunu çekiştirir ve bu dilde konuşur. Onlar tam anlamıyla hayatlarının bomboş olmasından kaynaklı dedikodu yaparlar.

Peki bu durumu nasıl kontrol ederiz? Öncelikle bu durumun tamamen kontrolü için birkaç nesile dedikodunun toplumsal bir problem olduğu öğretilmelidir. Kutsal kitaplarda bile çok kez yeri geçen dedikodu maalesef yüzyıllardır çözüme kavuşamamış.

Stoacı Kalkan: Kontrol Sende Değil

İnsanlar konuşurlar, bakınız konuşurlar derken demek istediğim salt yalın anlamda konuşmayı kastediyorum. Onları susturamayız. Sonuçta haddimize değil, bu doğrultuda karşımıza çıkan şey Stoacı öğretilerdir. Kontrolümüzde olmayan şeyleri olduğu gibi kabul etmektir. Yani ''Nasıl olsa arkamdan konuşacaklar ya istediğim şeyi yapayım keyfime bakayım'' mottosunda olmalıyız. Bizler dünyaya bir kez, sadece ortalama 70 yıl yaşamak için geldik. Onun bunun lafına bakmaya, o ne söylermiş, bu ne konuşurmuş diye düşünürsek kısacık vaktimizde, maalesef 70 yıllık bu kısa ömrümüzden feragat ederiz.

Memento Mori: Zamanın Daralıyor

Ölümlü olduğunu hatırlamalısın öncelikle. Ölümlü olduğunu hatırladığın an kimsenin ne söylediğini düşünmüyor, kafa yormayıp hayatına devam ediyorsun çünkü yarının olup olmayacağı belli değil. Bir saniyemizin kesinliği yok. Bu kesinlik sağlanmazken Ayşe'nin, Ahmet'in senin arkandan söylediği sözler seni ne ilgilendirsin ki? Onlar konuşur durur, sen yolunda ilerlersin. Onlar konuşurken sen birkaç adım önde ilerlersin, o adımlar zamanla kilometre olur hiç merak etme. Bugün spora başladığında seninle alay eden Ayşe ve Ahmet, sen iyi bir noktaya gelince şaşırarak bakacaklardır sana. Bu sefer de kıskançlık nefrete dönüşüp ''ya o spor yapsa ne olur, onun yapacağı tek spor beyin jimnastiğidir'' derler arkandan.

Kısacası insanları susturamazsın, yüzyıllardır çözüm bulunamayan bu soruna çözümü bulamazsın. İnsan türünün komple genlerinin sıfırlanması gerekiyor böyle bir şey için.

(Tabii son cümlemi gülerek yazdığımı eklemem gerekir.)

-FURKAN ÇAKIR

← Ana Sayfaya Dön